LitoHealing Nedir?

Litohealing Neyi Hedefler?

Milyarlarca yıldır dönüşen dünyamızda ve geçmişini tam olarak bilemediğimiz kozmostaki dönüşümlerin sonucunda oluşan mükemmel varlıklara eğer tesadüf gözlüğü ile bakıyorsak, hikmet dürbününü asla kullanamayacağız demektir.

Hangi laboratuvarda, hangi tesadüfi olay neticesinde mükemmel bir keşif ortaya çıkar? Hangi robot üretim tesisinde, tesadüfen, eşsiz bir robot, tesadüfi bir doğa olayı sonucunda vücut bulur? Ya bu kristallerin benzersiz kimyasal formüllere ve hayran bırakan moleküler yapılara sahip vücutlarını nasıl kör tesadüflere havale edelim? Tesadüfe tesadüf edilmemiş olan bu evrende, kristallerin harika dünyasını muhteşem etkilerini keşfeden insanlar olarak nasıl bir misyon edinmeliyiz? Keşfini sadece kendisi yaşayan, kendi yaşamına anlam katan bireyler olarak mı kalmalı? Ya da kristallerin sonsuz faydalarını kanıtlamak, zorlama yorumlarla ya da abartılarla insanların ilgisini çekmeye mi çalışmalı? Çiçeğin kokusunu, kavunun lezzetini, gökkuşağının çekiciliğini anlatırken kanıtlama, abartma ihtiyacı duymuyorsak, bence kristallerin sıradışı etkilerini ispat etme zorunluluğunu da duymamalıyız. Nasibi olana ruhu okşayan koku, damağındaki lezzet ve gözlerindeki ışıltı yeterlidir. Doğasını doğaya kapatan, doğayı teşhir salonu yerine zombiler geçidi görenlere ne kadar yorum yapsak da yeterli olmayacaktır.

En temel fen bilgilerinden en akademik tezlere kadar evrenin enerjisel yapısı kabul edilir; zira madde , enerjinin yoğunlaşmış hali değil midir? Enerjisel etkileşimlerin bilimselliğiyle ilgili çok sayıda örnek vermek mümkündür: Termodinamik kanunlarına şöyle bir göz atmamız dahi yeterlidir. Enerjinin bu boyutta mevcudiyeti inkar edilemez bir gerçek iken, enerjisel terapinin görmezden gelinmesini nereye koyacağız, nasıl kabul edeceğiz? Evet madde enerjinin yoğunlaşmış hali . Maddeyi oluşturan alanlardaki enerji, yok sayılası bir enerji ise, madde de aslında yok sayılması gereken bir yapı olmaz mı? O zaman madddecilik/materyalizm nedir ve neden kutsanır? Madde ötesi ya da duyularımızın dışında, algılayamadığımız yani hard diskimizin yetersiz kaldığı bir evreni yok mu saymalıyız? Daha birçok soru ve sorgulama ile konu derinleşebilir.

Satış amacıyla ortaya saçılan yanlış düşünceler, çelişkili iddialar, tutarsız tezler dolayısıyla sahamızda bir şekilde yer alanlarla zaman kaybetmek de değil asıl misyonumuz. Enerjimizi bunlara harcamak yerine, dünyanın gerçeğine, varlık aşamasına geçişine; cemadat, nebatat ve hayvanat aleminden sonra insanoğlunun sahaya çıkışıyla ilgili süreci doğru anlamak ve anlamlandırmaktır makro plan. Bu boyutta kozmosu idrak etmek, kozmostaki konumumuzu doğru algılamaktır. İçinde yaşadığımız fanusun farkında olmak, teşhir edilen sonsuz güzelliği özümsemek ve denge içerisinde bunlardan yararlanmayı bilmektir. Renklerden, şekillerden, bitkilerden, kokulardan, yiyecek/içecekten, enerjetik gıdalardan ZARİF bir şekilde istifade edebilmektir.

Doğayla NEZAKET içinde etkileşen insan, kendisinin de bir OSİLATÖR olduğu gerçeğini kavradığında, yani MİKRO boyutta, planın bir parçası olduğunu idrak ettiğinde, doğal dengeye katkı olma sürecine dahil olacaktır. Doğamızdaki REHBER kişilik, ŞİFACI ruh ya da özel ÖĞRETİCİ kimlik, metamorfoz yaşamaya başladığı , aktif olduğu anda da artık misyonu eda etme vakti gelmiştir diyebiliriz.

Sürekli tekamül içerisinde, narsizme kaçmayan ben bilinciyle, DNA’daki kayıtların meyve vermesine olanak sağlayarak yola devam etme zamanıdır. Araştır, öğren, uygula, analiz ve sentezlerle yeni yorumlara ulaş ve tekrar araştır, paylaş ve yola devam et ! Kolaycılık yolu değil yolumuz: Kayıp bir dili yeniden canlandırma çabasıdır gayretlerimiz. Unutturulmuş nice insani gereksinmelerden, destek enstrümanlardan mahrum kalan türdeşlerimize el uzatma imkanı yakalamışız. Yaşamın anlamını öğrenirken aslında bir yandan da yaşamlara anlam katma misyonunu icra ettiğimizi farketmeliyiz.

« Anasayfa